TÜBİTAK desteğine başvururken en sık yapılan hata, 1001 ile 1002 programlarını sadece bütçe ve süre farkı üzerinden okumak oluyor; oysa yanlış program seçimi, güçlü bir fikrin masa başında elenmesine yol açabiliyor. Eğer 2026 yılında hangi çağrıya yönelmen gerektiğini netleştirmek istiyorsan, burada iki programın amaç, değerlendirme mantığı, çıktı beklentisi ve başvuru stratejisi arasındaki kritik ayrımları açık biçimde göreceksin.
1001 ve 1002 programlarını ayıran temel mantık
TÜBİTAK 1001 ve 1002, ikisi de araştırma desteği sunsa da aynı ihtiyaca cevap vermez. Asıl fark, projenin olgunluk seviyesi ile beklenen bilimsel katkı düzeyinde ortaya çıkar.
TÜBİTAK 1001, daha kapsamlı, daha güçlü kuramsal çerçevesi olan, yöntemi daha derin kurulmuş ve çıktı potansiyeli daha yüksek araştırmaları hedefler. Bu programda hakemler, sorunun bilimsel değerine, yöntemin sağlamlığına, ekip yetkinliğine ve beklenen yaygın etkiye daha sert bakar.
TÜBİTAK 1002 ise daha hızlı başlayan, daha kısa sürede tamamlanan, çoğu zaman ön çalışma niteliği de taşıyabilen araştırmalara odaklanır. Burada temel beklenti, daraltılmış bir araştırma sorusuna net ve uygulanabilir bir planla cevap vermendir.
Basit bir ayrım yapmak gerekirse:
– 1001, ana araştırma omurgasını kurar.
– 1002, hızlı veri üretir, fikir test eder, ön kanıt toplar.
Bu farkı anlamadan yazılan başvurular, çoğu zaman proje kalitesinden değil, programla uyumsuzluktan puan kaybeder. Kendi tecrübemle söyleyebilirim ki en parlak görünen fikirler bile yanlış program eşleşmesi yüzünden zayıf görünür.
2026 yılında başvuru kararını etkileyen kritik farklar
Amaç ve kapsam farkı
1001’in odağı, özgün değeri yüksek ve bilimsel literatüre daha güçlü katkı sunan projelerdir. Bu yüzden araştırma sorusunun arka planını sağlam kurman, literatürdeki boşluğu net göstermen ve neden bu projeyi şimdi yapman gerektiğini ikna edici biçimde açıklaman gerekir.
1002’de ise daha sınırlı bir kapsam kabul görür. Burada “küçük ama net” yaklaşımı daha çok iş yapar. Tek bir hipotezi test etmek, bir yöntemin fizibilitesini görmek ya da daha büyük bir proje öncesi ön veri toplamak için uygun zemin sunar.
TÜBİTAK’ın program mantığına bakınca bu ayrım tesadüf değildir. Araştırma fonlama sistemlerinde küçük ölçekli hızlı destekler, büyük ölçekli ana projelere hazırlık işlevi taşır. Avrupa’daki birçok ulusal fon modelinde de benzer yapı bulunur; ön çalışma destekleri, ana araştırma çağrılarındaki başarı oranını yükseltir çünkü ekip önce yöntem riskini azaltır.
Süre ve iş planı farkı
1001’de iş paketleri daha ayrıntılı ilerler. Zaman planı, veri toplama, analiz, doğrulama ve çıktı üretimi gibi basamaklar arasında güçlü bağ ister. Hakem, her adımın birbirini nasıl beslediğini görmek ister.
1002’de ise iş planı daha çevik ilerler. Kısa süreli hedefler ön plandadır. Bu yüzden 1002 başvurularında gereksiz yere genişleyen iş paketleri ikna gücünü düşürür. Çünkü hakem şunu sorar: Bu kadar kısa ölçekli bir destek için neden bu kadar geniş hedef yazıldı?
Yıllar süren proje takibim gösteriyor ki başvuru sahipleri en çok burada hata yapıyor. 1002’ye 1001 mantığıyla uzun ve katmanlı kurgu yazınca proje “odaksız”, 1001’e 1002 mantığıyla kısa ve yüzeysel kurgu yazınca proje “yetersiz” görünür.
Bütçe mantığı ve harcama yaklaşımı farkı
1001, daha yüksek bütçeli ve daha kapsamlı kaynak planlamasına açık bir programdır. Ancak yüksek bütçe tek başına avantaj sağlamaz. Hakem, her kalemin bilimsel ihtiyaca dayandığını görmek ister. Cihaz, sarf, hizmet alımı ya da bursiyer planı, doğrudan yöntemle bağlantı kurmuyorsa bütçe şişkin görünür.
1002’de ise bütçe ekonomisi daha belirleyicidir. Daha az kaynakla, daha net çıktı üretme becerisi öne çıkar. Bu yüzden 1002 bütçesinde “olursa iyi olur” mantığı değil, “olmadan proje ilerlemez” mantığı çalışır.
Araştırma fonları üzerine yayımlanan birçok değerlendirme raporu, özellikle küçük ölçekli desteklerde bütçe-fayda dengesinin karar süreçlerinde daha belirgin rol oynadığını gösteriyor. Yani 1002 başvurusunda ekonomik tutarlılık, yalnızca mali konu değil; bilimsel tasarımın olgunluk göstergesidir.
Değerlendirme yoğunluğu ve hakem beklentisi farkı
1001’de hakemler, literatür hakimiyetine, yöntemin doğrulanabilirliğine ve çıktının akademik değerine daha derin iner. Hipotez zinciri kopuksa, örneklem yetersizse ya da analiz yöntemi araştırma sorusuyla uyum kurmuyorsa bu eksikler hızla görünür.
1002’de değerlendirme daha kısa ölçekli proje mantığı üzerinden şekillenir. Hakem, büyük iddialardan çok net soru ve gerçekçi plan görmek ister. Aşırı geniş vaatler, 1002’nin doğasına ters düşer.
Bilimsel araştırma değerlendirme literatüründe sık geçen ortak kriterler vardır: özgünlük, uygulanabilirlik, ekip kapasitesi ve beklenen çıktı. 1001’de bu dört kriterin her biri daha derin sınanır. 1002’de ise uygulanabilirlik ile odak netliği daha belirgin ağırlık taşır.
Çıktı beklentisi farkı
1001’den beklenen çıktı çoğu zaman daha güçlü akademik etki yaratacak düzeydedir. Yayın, model, yöntem, veri seti, prototip ya da yeni bilimsel bilgi üretimi bu çerçevede değerlendirilir. Proje, yalnızca “bir şey denedik” demekle yetinemez; ortaya anlamlı katkı koymalıdır.
1002’de çıktı daha sınırlı ama daha hedefli olabilir. Ön veri, pilot bulgu, ilk doğrulama, yöntemin çalıştığını gösteren kanıt ya da daha büyük proje için temel altyapı üretmek burada makul karşılanır.
Buradaki kritik nokta şu: 1002’nin küçük olması, zayıf proje yazabileceğin anlamına gelmez. Küçük ölçekli projede de özgün soru, doğru yöntem ve ölçülebilir çıktı gerekir.
Hangi proje fikri hangi programa daha çok uyar
Karar verirken önce fikir büyüklüğüne değil, araştırma sorusunun olgunluğuna bak.
1001’e daha uygun senaryolar:
– Literatürde açık bir boşluk var ve sen bu boşluğu güçlü yöntemle doldurabiliyorsun.
– Birden fazla iş paketi birbirine bağlı ilerliyor.
– Ekipte disiplinler arası katkı bulunuyor.
– Projeden güçlü yayın, kapsamlı veri ya da yüksek etkili çıktı bekliyorsun.
– Ön çalışman zaten var ve artık ana araştırma aşamasına geçiyorsun.
1002’ye daha uygun senaryolar:
– Yeni bir fikrin fizibilitesini test etmek istiyorsun.
– Bir hipotez için ön kanıt toplaman gerekiyor.
– Daha büyük başvuru öncesi pilot veri üretmek istiyorsun.
– Yöntem denemesi, saha ön testi ya da sınırlı örneklem doğrulaması planlıyorsun.
– Araştırma sorusu dar, net ve kısa sürede cevaplanabilir durumda.
Burada AC Fab Blog okurlarına özellikle şu ayrımı öneririm: Projenin “değeri” ile “ölçeği” aynı şey değildir. Küçük ölçekli bir araştırma çok değerli olabilir; ama bu onu otomatik olarak 1001 projesi yapmaz.
Başvuru metninde en çok puan kaybettiren hatalar
Programın ruhuna uymayan hedef yazımı
1001 başvurusunda kısa, dağınık ve zayıf temellendirilmiş hedefler güven vermez. 1002 başvurusunda ise aşırı geniş, neredeyse çok yıllı araştırma ajandası gibi duran hedefler inandırıcılığı kırar.
Doğru yaklaşım şudur:
– 1001’de derinlik kur.
– 1002’de odak kur.
Literatür özeti ile literatür gerekçesini karıştırmak
Birçok başvuru sahibi literatürü sıralıyor ama boşluğu göstermiyor. Oysa hakem şunu görmek ister: Mevcut çalışmalar neyi başardı, nerede eksik kaldı ve senin projen bu eksikliği nasıl kapatacak?
Akademik değerlendirmelerde en ikna edici bölümler, bilgi tekrarı yapan değil, bilgi açığını tanımlayan bölümlerdir. Bu yüzden literatür kısmında kaynak bolluğu kadar analitik karşılaştırma da gerekir.
Yöntem ile araştırma sorusu arasında kopukluk
Araştırma sorusu niteliksel cevap istiyorsa nicel ağırlıklı yöntem yazmak, ya da küçük örneklemle geniş genelleme iddiası kurmak ciddi sorun yaratır. Bu kopukluk 1001’de daha sert cezalandırılır; 1002’de ise projenin fizibilitesini zedeler.
Kendi tecrübemle söyleyebilirim ki hakemlerin en hızlı fark ettiği zayıflık, yöntem dilindeki özgüven ile gerçek tasarım kapasitesi arasındaki uyumsuzluktur.
Bütçeyi bilimsel hikâyeden bağımsız yazmak
Bütçe tablosu ayrı, yöntem bölümü ayrı ilerliyorsa proje dağınık görünür. Her bütçe kalemi doğrudan şu soruya cevap vermeli: Bu gider hangi iş adımı için zorunlu?
Bu bağlantıyı kurduğunda proje daha ikna edici hale gelir. Kuramadığında bütçe şişkin ya da rastgele görünür.
Pratik seçim çerçevesiyle doğru programa yönel
Eğer bugün elinde bir proje fikri varsa, şu dört soruya dürüst cevap ver:
1. Elimde ön veri var mı, yoksa önce fikri test mi etmeliyim?
Ön veri yoksa ve yöntem riski yüksekse 1002 daha mantıklı olabilir.
2. Araştırma sorum tek odaklı mı, çok katmanlı mı?
Tek odaklı soru 1002’ye, çok katmanlı ve daha kapsamlı yapı 1001’e daha kolay oturur.
3. Beklediğim çıktı pilot düzeyde mi, ana katkı düzeyinde mi?
Pilot çıktı 1002’ye, ana katkı hedefi 1001’e işaret eder.
4. Ekip ve zaman planım bu yükü kaldırır mı?
1001, daha güçlü koordinasyon ister. Eğer ekip zamanı sınırlıysa ve proje kurgusu henüz tam olgunlaşmadıysa 1002 daha akılcı seçim olabilir.
Benzer dosyaları yıllardır karşılaştırırken gördüğüm ortak tablo şu: Araştırmacılar çoğu zaman “daha büyük program daha prestijli” diye düşünüp 1001’e yöneliyor. Oysa doğru strateji, önce kazanılabilir ve mantıklı programa başvurmak. Bazen iyi tasarlanmış bir 1002, sonraki 1001 başvurusunun en güçlü hazırlığı olur.
AC Fab Blog içinde bu tür fonlama kararlarını değerlendirirken hep aynı ilkeyi öne çıkarıyoruz: Başvuru formunu programın istediği dile çeviremezsen, iyi fikir tek başına yetmez.
Sıkça Sorulan Sorular
TÜBİTAK 1001 mi daha zor, 1002 mi?
Genelde 1001 daha zorlayıcıdır çünkü kapsam, yöntem derinliği ve çıktı beklentisi daha yüksektir. 1002 daha kısa ölçekli olsa da netlik ve uygulanabilirlik ister.
Ön çalışmam yoksa 1001’e başvurabilir miyim?
Başvurabilirsin ama ön veri eksikliği bazı alanlarda ikna gücünü düşürebilir. Yöntem riski yüksekse önce 1002 ile pilot veri toplamak daha güçlü bir yol açabilir.
1002 projesi daha sonra 1001’e dönüşebilir mi?
Evet, çoğu araştırmacı 1002’den elde ettiği pilot bulguları 1001 başvurusunda dayanak olarak kullanır. Bu geçiş, özellikle yöntem doğrulaması gereken projelerde işe yarar.
1001 için ekip yapısı daha mı kritik?
Evet. 1001’de iş paketleri genişledikçe ekip yetkinliği daha görünür hale gelir. Hakem, proje hedefleri ile ekip uzmanlığı arasında net uyum arar.
1002 başvurusunda yayın beklentisi olur mu?
Olur ama ana vurgu her zaman büyük yayın hedefi değildir. Daha çok somut, ölçülebilir ve kısa sürede üretilebilecek bilimsel çıktı beklenir.
Yanlış programa başvurursam ne olur?
En büyük risk, proje fikrin iyi olsa bile değerlendirme ölçütleriyle uyumsuz görünmendir. Bu da düşük puana ve zaman kaybına yol açar.
Eğer istersen bir sonraki adımda proje fikrini tek paragrafta yaz; birlikte bunun 1001’e mi yoksa 1002’ye mi daha uygun olduğunu netleştirelim. En çok takıldığın nokta amaç, yöntem, bütçe ya da süre hangisi?

![TÜBİTAK 1001 ve 1002 Arasındaki Kritik Farklar [2026] - Kapak Görseli](https://acfap.com/wp-content/uploads/2026/03/TUBITAK-1001-ve-1002-Arasindaki-Kritik-Farklar-2026-1.jpeg)